Bu Blogda Ara

13 Ocak 2010 Çarşamba

SORUNLARDAN DERS ALMAK

Her insanın hayatında çözülmesi gereken, bedensel, duygusal, zihinsel ve ruhsal rahatsızlıklar veya sorunlar olabilir. Çoğu insan bu rahatsızlıkların sebebini araştırır. “Niçin bu durum benim başıma geldi?” diyerek yakınır durur. Bu düşünce tarzı ile sorunlar daha da büyür; hatta gerçek sorunlar başlar. Önemli olan, bir problemin niçin ve ne şekilde başımıza geldiği değil, onunla nasıl başa çıkacağımızdır.


Güçlü insan, sorunlara yoğunlaşır, çaresiz duruma düşmez. O, sorunları kişisel gelişim yolculuğunu aydınlatan bir rehber olarak görür. Bunu başaran kişi için artık sorun da yoktur. Güçlü insan da gün gelir ağır problemlerle karşılaşır ve bu problemler yüzünden hayatı felç olabilir. İster maddi kayıplar, ister sevdiklerinin kaybı olsun, insan büyük olaylar karşısında kendine biraz daha yaklaşır.

Sorunları acıya dönüştüren insanın kendisidir. Acı duyma kişisel bir tepkidir. Bu acı, başkalarının olumsuz tutumları yüzünden ortaya çıkmaz. Acıyı ortaya çıkaran, sorunsuz bir hayat yaşama arzusudur. Oysa sorunlar ve acılar, farkında oluş ve uyanış için dinamik bir güçtür. Diş ağrısı olmasa, dişimizin çürüdüğünü nasıl anlayabiliriz? Aynı şekilde duygusal bakımdan çektiğimiz acılar olmasa nasıl tekâmül edebiliriz. Bu yüzden sorunların varlığına yoğunlaşmaktan ziyade, onlardan öğrenebileceklerimiz üzerinde durmamız gerekir. O zaman sorunun değil, çözümün bir parçası oluruz.

Çoğu insan acılardan kaçarak her zaman neşe içinde yaşamaya çalışır; ama bu arzu denge yasasına aykırıdır. Bilindiği gibi, her sistem bulabildiği herhangi bir yolla dengeye kavuşmak ister. Evrende neşe varsa, acı da olacaktır. Neşeyi isteyen aynı zamanda acıyı da istemiş olmalı. Bunun gibi hayat da dengelenmiş kutuplardan oluşur.

İnsanın başına ne gelmişse, onun tekâmülü içindir. Evrende sebepsiz hiçbir şey olmaz. Sorunlar insanın güçlenmesi için vardır. Fırtınalı denizlerde büyük kaptanlar yetişir. İşte gerçekleri fark edemeyen insan kendi kendine sorun olur. Sorun, düşük bilinç merkezinde olmaktır. Vadiden bakan kişi kendini çevreleyen güzellikleri fark edemez. Acılara gelişme fırsatı olarak bakan kimse, her zaman denge insanıdır. Bilge kişiler, kavgalı ve ıstırap dolu ortamlarda bile dengelerini korurlar.

O halde, sorunlarla karşılaşan kimse bunların kaynağını dış dünyada değil, kendinde aramalı. Başka bir ifade ile herkes sorun olarak kendini görmeli. Başkasını sorun olarak görmek, o kişiye doğru gereksiz enerji harcanmasına sebep olur. Esas sorun, sorun çıkaran kişiyle nasıl ilişki kurulduğudur. İnsan çekmiş olduğu acıları yine kendisi tamir edebilir. O güç her insanda vardır. Bu acıyı dindirme süreci, kişiyi güçlendirir.

Bilgelik yolculuğundaki kişi yükünü bir kenara atmaz, onun değerini bilir. Bu yükün veya sorunların içi fırsatlarla doludur. Sorunlar, gelişimin bir parçasıdır. Geçmişte yaşadığımız acı dolu olaylar gelişmemizin yolunu açmadı mı? Unutmayalım: Eğer istediğimiz şey olmazsa daha iyisi olacaktır. Evren iyi olduğu için içindeki olaylar da iyidir. Bunu fark edelim.

(Dr. Zülfikar Özkan’ın “Bilgeliğe Yöneliş” adlı kitabından alıntıdır.)

5 yorum:

  1. sevgili yaman bizlerle okadar güzel yazılar paylaşıyorsun ki ben kendi adıma sana çok tşk ediyorum böyle güzel seyleri bizimle paylaştığın için. gerçekten çok güzel olmuş yüreğine sağlık .
    burada belki almamız ve öğrenmemiz gereken en önemli ders olgunluk ve kişisel... özellikle onlarca sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz.ileride başımıza çok büyük sorunlar açılacağı kaygısını taşıdığım konusunda arzumuz bunlardan olumlu cevap almaktır fakat insanlarda.Çok ders almakla çok öğrenilmez özdeyisini çok seviyor aksine hayatta kalmak ihtiyaçlarımızı karsılaya bilmekle alakalı sorumluluk almalıyız . sevgili yaman çok güzel bir dersti bu tekrar çok tşk ederim saygılar

    YanıtlaSil
  2. sabah ki konuya istinaden
    bu yazıyı kendime ithaf ediyorum
    ve idrakin olmayı umuyorum
    hatta alıp bi kenara not ediyorum

    Fırtınalı denizlerde büyük kaptanlar yetişir
    bu soze de bayıldım ayrıca
    tesekkur ederim

    YanıtlaSil
  3. Sevgili yaman yıllar once Sımyacıyı okudugumda nasıl hayatımın gıdısatı hayata bakısım degıstıyse ve zaman zaman o kıtaptan aldıklarımı unutuyorsam da bu yazın benı yıne o duygu duruma goturdu harıka geldı cok ıyı tesekkurlerrrr :)

    YanıtlaSil
  4. Çok güzel gerçekten Yaman, Beni anlatmış vree :)

    YanıtlaSil
  5. Ah canlarım ne kadar derdi olan varmış, hiç bir blog yazım bu kadar beğenilmemişti:) Facebook'ta da yayımladım, orda da öyle:) Anlaşıldı kitle böyle şeyleri sevmekte:)

    YanıtlaSil