Bu Blogda Ara

5 Ocak 2010 Salı

30 YAŞ ÜZERİ OLANLARA...



ÇOCUKLUĞUMUZDA...






Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.

Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.

Hatta Babanım bile anahtarı yoktu.

Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi.

Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki.....



En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.

Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.

Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.

Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya,zıplaya yürüyerek gelirdik.



Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.

Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.

Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.

Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi.

Susayınca girer evlerine su içerdik.

Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar,hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.

Kısacacı evine gidip gelen (...ki;sadece çişi gelen giderdi evine)elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.

Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.

Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu.



Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.



Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.

Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi...

Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.

Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.



Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.

Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.

Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.



Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.

Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki. Komşumu tanımıyorum ama evinin camında, temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.

Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.

Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece; bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.

Evlerimiz var, içinde yaşayan yok. Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok.

Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar...

Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..



Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye

hatırını soran çocuklarımız yok oldu.

Ben kapılarında 'vale'lerin, 'bady'lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.

Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.

Benim değildir bu kültür.

Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.

Nedir bunlar?

Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.



Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.

İyi de neden böyle olduk ?

Biz mi istemiştik?

Yoksa birileri mi böyle istedi?..

'Her toplum hakettiği gibi yönetilir'derler ya, hakettiği gibi de yaşar diyelim mi ?

4 yorum:

  1. "Şimdi"nin "bizim çocukluğumuz"daki gibi olmadığı bir gerçek.
    Özleye özleye bitiremediğimiz "bizim çocukluğumuz"un bi önceki kuşak tarafından "bizim çocukluğumuzda böyle miydi" diye eleştirilmesi de bir başka gerçek.
    İkisini birleştirince "şimdi"yi de arayacağız diye korkuyor insan...

    YanıtlaSil
  2. 30 uma 3 sene var bende faydalanabilirmiyim :)))

    ozlemler ihtiyaclar gereksinim ve zaruretler nasil acimasizca degisiyor ve ne kadar cabuk adepte oluyoruz herseye

    YanıtlaSil
  3. zaman ve dünya aynı değişen sadece insanlık kişilik dedigin gibi üst komsunu bile tanamıyorsun insanlar artık öyle olmuşlarki bir selam vermekte bile zorlanır oldular evet önceki çocukluk kalmadı mahalle arasında oynanan oyunlar hiç biri yok artık ama önceki zaman çocukları sanki daha olgun daha aklı basında idi ama şimdi çocuklara bakıyorum çogu zaman marketlerde çikolata reyonların bulundugu reyonda ya da oyuncakçı önünde ağlayan tepinen çacuklar ve etrafın bu durumdan rahatsız oldugu endişesi yasayıp tamam sus artık ne istiyorsan alıyorum diyen anne babalar görüyoruz biz anne ve babamızın korkusundan ses çıkaramazdık bu durumda şimdiki çocuklar her istediklerini yaptıra biliyor ama burda çocukta değil anne ve babaların çok rahat davranmalarında hata buluyorum mesela önceden oyuncaklar vardı yokmuydu ama bizlerin en güzel oyuncagı annelerimizin bize yaptıgı kuklalardı onlarla oyunlar oynardık isim takardık beraber yatardık ama şimdi öylemi sizce hayır değil mesela evde istediğine çok benzeyen oyuncagı olmasına ramen aldırmak için size yalvarır tepinir hatta kendisine yada çevresine zarar vermeye bile başlar malesef bizim çocuklugumuz daha çok güzeldi hemde çok şimdi ise çocuklar durmadan birseyler isterler bebeklikten ergenliğe kadar her yaş döneminde sürekli birseyler isteyen tutturan çocuklarla artık çok sık karsılasıyoruz istemenin sonu bir türlü gelmiyor malesef ve bir süre sonra anne ve baba bu çocuk çok doyumsuz olmaya başladı der eeee böyle davranırsanız malesef çocuklarınızı doyuramazsınızz .. neyse ah ahhh nerde bizim çocuklugumuz burada tekrar anne ve babama çok tesekkür ederim bizleri bu sekilde buyutmedikleri içinnnn...

    YanıtlaSil
  4. Ah adsız kardeş:) Çok güzel yazmışsın, keşke bu yorumunu "Hayatın Ortağı Olmak" yazımın altına yapsaydın. O yazımda asıl senin bu endişelerini paylaşmıştım çünkü:) Yüreğine sağlık....

    YanıtlaSil